Zeynel Abidin Yapımı Ud " Tamiri ".

17 yaprak, son dilimleri Ceviz ve Akçaağaç ile eşlenmiş. Yaklaşık 110 yaşlarında zamanın sıra sazlarından. 8 adet olması gereken Akça dilimlerin 3 tanesini hafif pullu Gürgen fakat renk uyumu var.

Dip ve sap takozu Ihlamur, sapını da tek parça ıhlamur dan yapmış ustası. Ihlamur sap takozu bunca yıla rağmen canlılığını muhafaza etmiş, Ihlamur burda doğru tercih. Klavye de yanları Abanoz ile kesilmiş "süt tozu ve gül ağacı" ile kontra olan işleme var. Klavye eşikte 34mm sap dibinde 54mm, bu ölçü klasik klavyenin ölçüse çok yakın. Dilimlerin içlerinde "daire testere" izleri var. O zaman ki bir çok ud yapımcısının sazlarında ise "dişli rende, sık dişli testere" ile çekilmiş havası veren izler vardı.
       
Sazda geçme ve birleştirmeler arada sıcak tutkal kalıcak şekilde hatalı yapıştırılmış ve tutkal çürümesi oluşmuş. Bu sebepten dolayı sap takoz dilimlerden çok kolay ayrıldı. Ayrıca sol son dilim ve ses tablası yoktu.

Orjinal sap takozu yerine monte edildi, dilimler yapıştırılıp içi temizlenip tekrar bantlandı, eksik olan sol ceviz son dilim yapıldı. Yeni sap ve dilimleri, ses tablası, burguluk ve gomalak cila yapıldı. Klavyede orjinal işlemesi  kullanıldı.
      
Tüm tamir sazlarda olması gerektiği gibi yapımcısın etiketi muhafaza edildi.
         

Ağaç doğal ortamından kesildiği andan itibaren topraktan aldığı su ve minarallerden mahrum  kalır.
İşlenmeye hazır hale getirilmesi  için kendisini  güneş, rüzgar, yağmur gibi dış etkilere karşı bir zırh gibi
koruyan dış kabuğundan ayrıştırılır. Akustik ve titreşme kabiliyeti yüksek olan ve hassas ölçülere
getirilen bu ahşap malzemeler elbette korunmaya muhtaçtır.
         
Müzik aletleri için kabul edilen ideal nem oranı  % 50-55 dir. Güneşte, ısı kaynaklarının yakınında veya
rüzgarlı kuru ortamlarda bırakılan müzik aletleri, havanın aşırı kuruması sonucu ahşap yapı için hayati
değeri olan " nemi " alamazlar. Aksine bu ortamlardaki müzik aletleri, bünyelerindeki canlılığını sağlayan 
nemi dışarıya verirler. Uygun nem ile beslenemeyen ahşap malzemenin özsuyu kendisini büzmeye başlar.

Bazı icracılar kestirme bir yol izleyerek, sanki biz yapımcılar bunu daha önce hiç düşünememişiz gibi,
sazlarını daha  hızlı kuruyup  güzellleşsin diye  güneşte yada sıtıcı cihazların yanında bırakırlar. Daha
sonra burgular saldı, teller yükseldi veya " sanki saz sesini kapadı " gibi şikayetler ile bize gelirler.
        
Bir yapımcı ahşabı belli bir yaş-kuru dengesine geldikten sonra işlemiş ise, burdan sonra dikkat edilmesi gereken, ahşap malzemenin  yaş - kuru  olması değildir. Ahşap  ömrü boyunca kurumaya devam eder,
oysa nemi anlık olarak alır verir. Bir bakıma nefes alıp verir gibi bulunduğu ortama uyum sağlar. Buna
örnek evlerdeki kapı ve pencereleri verebiliriz. Yağmurlu havalarda her ne kadareski de olsa şişip zor
kapanıp -açılan kapılar, güneşli  ve kuru havalarda rahat açılır - kapanır. Bu durum ağacın yaş veya
kuru olduğunu değil, aşırı nem ile hacmin büyüdüğünü, düşük nem ile büzüldüğünü gösterir.
        
Havanın aşırı kuruması, müzik aletlerinde  fiziksel etkisinin yanında daha önemli olanı sese etkisidir.
Özsuyunun verdiği canlılığı kaybeden ahşap malzemenin her ne kadar daha iyi titreşebileceği düşünülsede, ortaya kuru, renksiz, kısa ve cansız " tınlayan " bir müzik aleti çıkacaktır.
        
Bu açıdan bakıldığında eskiden günümüze kalabilen müzik  aletleri için durum iç açıcı değildir. Eski udlarda kullanılan özgül ağırlık olarak en yoğun ağaçlar Erik ve Akçaağaç tır. Zaten günümüze nazaran daha ince akortlanan bu ahşap malzemeler, zamanla oluşan hava kuruması ve çeşitli tamirlerle iyice incelmişler ve canlılıklarını büyük oranda kaybetmişlerdir.Günümüze kadar ulaşabilen ve ancak zamanında  iyi bakılması  durumunda  değerini koruyabilecek potansiyele sahip bu tür sazların, ne yazık ki büyük bir çoğunluğunun müzikal akustik açısından değerlerini yitirdiğini tesbit etmek zor değildir.
          
Şüphesiz  bir çalgının  bakımı, herhangi  bir müzik aletini icra ederken alınan eşsiz keyifin yanında çok da  zahmetli  bir işlem değildir. Ayrıca uygun  ortamda  muhafaza  edilip  bakımı yapılan çalgılar, günden güne  icracısına daha kaliteli akustik performans olarak geri dönecektir.     
       
         
Ud' larda deformasyon.

1- Cızırtı ve Çırpma


Tele atılan mızrapla  elips şeklinde hareketlenen telin, özellikle kapalı pozisyonlarda klavyeye temas 
edip çoklu  ses oluşturmasına  " cızırtı ", yine aynı hareket ile tellerin ses tablasına temas etmesine ise
" çırpma " denir. Yeni sazlarda özellikle " La " telinde, sert mızrap darbelerine bağlı bir miktar cızırtı
kabul edlilir bir durumdur.Zamanla teknenin ,ses tablasının  ve klavyenin tel stresine verdiği cevapla
teller bir miktar yükselir bu cızırtı yok olur.
         Devam eden veya sonradan oluşan cızırtılar ise bir çok sebebe bağlıdır.
          1- Klavye tesviyesindeki hatalar.
          2- Zamanla oluşan, tellerin basıncına bağlı ağaç deformasyonu.
          3- Yüksek nem.
          4- Hatalı tel.
Günümüzde maalesef ürettiğimiz sazlara uygun tel bulmakta zorlanıyoruz. Ülkemizde tel sarım  teknikleri
henüz istenilen seviyede değildir.  Tel sarımındaki  en ufak bir hata veya düşük malzeme kalitesi, telin kalibrasyonunda düzensizliğe sebep olup, klavyedeki cızırtının en önemli nedenini oluşturmaktadır.

Tel ithalatında ise, satış istatistiklerinden ziyade icracılarımızın geri bildirimi dikkate alınmalıdır.
2- Sap atması.

Ud larda sap atması, tellerin klavyeden uzaklaşıp yükselmesine denir.
          Nedenleri.
          1- Hatalı işçilik.
          2- Düşük malzeme kalitesi
          3- Düşük nem, havanın aşırı kuru olması.
Uygun nem ile beslenemeyen  ahşab malzemenin özsuyu kendisini büzmeye başlar. Bu büzme tellerin gergi uyguladığı yöne doğru olur ve teller yükselip icrayı zorlaştırır.Tamiri genellikle, sap ile teknenin birleştiği  eksenden kontra kesi  yapıldıktan sonra " kama " uygulanıp klavyenin geri atılmasıyla yapılır.



Ud 'ların bakımı, sorunları ve tamiri.
Ud 'ların bakımı, sorunları ve tamiri.
M. Bülent Eryalman  _ 06.03.2012
M. Bülent Eryalman _ Ud yapımcısı
www.bulenteryalman.com sitesindeki tüm özgün resim, model, işleme, desen ve  yazılar  sahibinin izni olmadan kullanılamaz.( P-2698-9234-2087 Tüm hakları saklıdır ) ©2009-2017
3-Eşik düsmesi.        
Eşik düşmesini yarattığı sonuç açısından, icracılar " sesin küsmesi - metalikleşmesi " diye tarif ederler.
Aslında Udlarda yapı olarak geri dönüşü olmayan en önemli sorun budur.
         Nedenleri.
         
1- Ses tablasının ve balkonların fazla inceltilerek akortlanması.
         
2- Alt eşik bölgesinde ses tablasına karakterini veren  üst - alt balkonların fazla açık olması.
         
3- Alt eşikde tel bağlama deliklerinin yüksekten delinmesi.
          4- Havanın kuruması
          5- Yüksek tansiyonlu tel ve farklı akort sistemi.
Uygulanan  bu teknikler sazın ilk etapta güçlü -yüksek ses üretmesine, dolayısıyla kolay satılmasına
imkan sağlar. Yüksek ses hissiyatı artıracağından, sazla temas halinde olan icracıya saza hakim olduğu
hissini vermektedir. Şüphesiz bu durum başlangıçta icracı açısından etkileyici olacaktır. Oysaki iyi bir saz, sadece sesinin yüksekliği ile değil o yükseklikte sesin ne kadar kaliteli olduğu ile değerlenir.
          
Alt eşik bölgesi pes akortlanan sazlar, zamanla tellerin uyguladığı strese alt eşik bölgesinde yeterli 
direnci gösteremez ve alt eşiğin hemen önünde bir çukurlaştırma oluşturup alt eşik ekseninin ses tablası
ile yaptığı açıyı kapatmasına neden olur.
( Şekil 2 )
         - Dolayısıyla  alt eşiğin lokal  bir alanda tınlamasına,
         - seslerin rengini - canlılığını kaybetmesine,
         - kapalı pozisyonlarda, özellikle klavye sonu bölgesinde sesin gücünü kaybetmesine,
         - seslerin çok hızlı düşmesine ( uzamanın  azalması ),
         - tellerin sertleşip icranın yorucu olmasına sebep olur.
Bu durum icracının çalgıdan soğumasının en önemli sebebidir. Alt eşiğe yakın mızrap darbelerinde, sesler
metalik ve kısa bir yapı alacağından icracı telleri alt eşikten uzakta mızraplamaya başlar. Bu tavır "sadece tellerin " hareketlenmesine, eşiğe yakın pozisyonlar ise " tellerin kasadan daha fazla ton almasını " sağlar.
İyi bir saz, kendini alt eşiğe yakın, sesleri metalikleştirmeden çaldıran sazdır.

Kullanıma bağlı olarak ses tablası zamanla bir miktar yerleşir bu duruma Çökme denir. Ud larda " çökme ",
eşik düşmesi gibi alt eşiğin  hemen önünde  çukurlaşma şeklinde değil. Klavye başlangıcı ile alt eşik
arasında merkezi küçük deliklerin alt kenarları olucak şekilde tatlı bir eğimdir.
( Şekil 1)  Bu eğim, sazın
gerçek akustik kimliğini bulacağı uzun yıllar sonunda oluşması gerekir. Eşik düşmesi sorunu ses tablasının
değişimini gerektiren masraflı bir işlemdir.